Narsistliğin Bedeli: Narcissus’un Aşkı
- EZEL AKTAŞ
- 19 Ara 2025
- 3 dakikada okunur

Efsaneye göre Narcissus ile Echo’nun hikâyesi, kibirli bir insanın başkalarını reddetmesinin ve yalnızca kendine odaklanmasının trajik sonunu anlatır.
Narcissus, nehir tanrısı Kephissos ile peri Liriope’nin oğludur. Doğduğunda annesi Liriope onu kör kahin Tiresias’a götürür ve bir kehanet ister: “Ömrü uzun olacak mı?” Tiresias, Narcissus’un kaderini şu sözlerle dile getirir: “Kendini tanımadığı sürece yaşayacaktır.”
Narcissus, kadın–erkek ayırt etmeksizin herkesi kendine âşık eden son derece yakışıklı bir gençtir. Ancak bu güzellik, zamanla onda kibir ve kendini beğenmişlik yaratır. Ona âşık olan herkesi küçümser, duygularını önemsemez ve bütün ilgisini yalnızca kendine yöneltir. Bu kibir, Narcissus’u başkalarının hislerine karşı bütünüyle duyarsızlaştırır.
Echo ise güzel sesi ve eşsiz şarkılarıyla bilinen bir peridir. İnsan topluluklarından ve tanrılardan uzak durur, kendisine âşık olanları karşılıksız bırakır ve evlenmek istemez. Ancak Zeus’un eşi Hera, Echo’yu kıskanır ve onu yalnızca başkalarının söylediklerini tekrar edebileceği bir lanetle cezalandırır.
Günlerden bir gün Echo, Narcissus’u ormanda dolaşırken görür ve ona âşık olur. Laneti yüzünden karşısına çıkmaya cesaret edemez; gizlice onu takip eder. Narcissus, orada biri olduğunu fark edip “Gel!” diye seslenir. Echo, yalnızca bu sözü tekrarlayabilir ve saklanmaya devam eder. Bu durum Narcissus’un merakını ve arzusunu daha da artırır. Göremediği ama sesini duyduğu bu gizemli varlık, onun gözünde tüm aşk ihtimallerini içinde barındıran mükemmel bir hayale dönüşür. Üstelik bu ses, ona ne söylemesi gerektiğini de kusursuzca bilmektedir.
Bu sahne birkaç kez daha tekrarlanır. Sonunda Echo saklandığı yerden çıkmaya karar verir. Narcissus onu gördüğü anda tiksintiyle geri çekilir ve sertçe, “Sana sahip olmaktansa ölümü tercih ederim!” der. Büyük bir umutsuzluğa sürüklenen Echo, kendini derin bir mağaraya kapatır ve dağlarda görünmez olur. Narcissus’a duyduğu karşılıksız aşk yüzünden günden güne erir; sonunda ondan geriye yalnızca kemikleri ve sesi kalır. Kemikleri kayaya dönüşür, sesi ise bu kayalarda yankı olarak yaşamaya devam eder.
Bu duruma öfkelenen Yunan tanrıları, Narcissus’u cezalandırmaya karar verir. Bir gün avlanırken nehir kenarına gelen Narcissus, su içmek için eğilir ve doğal bir aynada yüzünü her zamankinden daha net görür. Ne kadar çok bakarsa, kendi görüntüsüne o kadar fazla kapılır. Şaşkınlık hayranlığa, hayranlık aşka, aşk ise saplantıya dönüşür. Narcissus artık hareket edemez hâle gelir; pınarın suyunda gördüğü kişiye duyduğu arzu onu tamamen esir alır.
Zamanla bunun kontrolünün ötesinde bir durum olduğunu fark eder ve trajik kaderinin acı gerçeğini kavramaya başlar. Yine de duygularını dizginleyemez:
“Ah, daha önce bilmediğim garip bir arzuyla işkence görüyorum. Bu ölümlü bedenden kurtulmayı isterdim; bu da ancak sevdiğim kişinin benden uzaklaşmasını dilemek demek. Keder gücümü tüketiyor, hayat akıp gidiyor ve gençliğim yok oluyor. Ama ölüm benim için bir felaket değil, acımı dindirecek bir kurtuluş.”
Suyun üzerinde oluşan en küçük bir dalgalanma bile Narcissus’u paniğe sürükler; su aynası bozulur ve yansımasının kaybolacağından korkar. Sonunda çabalarının boşuna olduğunu kabul eder, yaşama isteğini yitirir ve isteksizce “Elveda” der. Onu uzaktan izleyen Yankı, fısıltıyla “Elveda” diye karşılık verir.
Narcissus çimenlerin üzerine uzanır. Saplantılı aşkı varoluşsal bir umutsuzluğa dönüşürken, hayat bedeni terk eder. Ertesi gün, onun uzandığı yerde beyaz yapraklı ve sarı çekirdekli bir çiçek belirir. Bu çiçek, günümüze kadar Nergis çiçeği olarak gelir.
Rivayete göre Narcissus, şimdi yeraltı dünyasında bile Styx Nehri’nin sularında kendi yansımasına bakmayı sürdürmektedir.
Bu hikâye, narsizmin nereden geldiğini anlamak için güçlü bir örnektir. Narcissus, kendine hayranlığı yüzünden kimseyi gerçekten göremez hâle gelir. Echo’nun sessizliğe mahkûm olması, bu bencilliğin karşı tarafta nasıl izler bıraktığını gösterir. Narcissus’un kendi yansımasına âşık olması ise ironiktir; başkalarını sevmeyi reddeden biri, sonunda yalnızca kendine kalır.
Belki de bu yüzden Narcissus ve Echo’nun hikâyesi, bir aşk masalı olmaktan çok; yanlış yere yöneltilmiş bir sevginin ve geride bıraktığı sessizliğin hikâyesidir.




Yorumlar